Ana içeriğe atla

Kuş Koysunlar Yoluna



"Öyle  güzelsin  ki  kuş  koysunlar  yoluna"
Bir  karga  bir  kediyi  öldüresiye  bir  oyuna  davet  ediyordu.
Hep böyle mi bu?

Bir  şeyden kaçıyorum bir  şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer  edinemiyorum,  kendime bir  yer...

Kafatasımın içini,  bir  küçük  huzur  adına  aynalarla kaplattım,
ölü ben’im  kendini  izlesin  her yandan,  o  tuhaf  sır  içinden!
Paniğini  kukla yapmış  hasta  bir  çocuğum  ben.
Oyuncağı  panik  olan  sayın yalnızlık  kendi  kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye  izin  vermiyorum  yoluma  kuş  konmasına
niye  kimseler  izin  vermez  yollarıma  kuş  konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna"  bir  çocuk  demiş.

Kırmızı Kahverengi  Defter ‘den…

Nilgün Marmara



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mutlu Yıllar Kırmızı Balık

Bir zamanlar bende kendimi Bulunmaz Hint kumaşı sanırdım. Kaç metreydi ki benim yokluğum? Oysa ben benim yokluğumdan dünyaya Yalnızca bir elbise çıkar sanmıştım. Sonunda ben de alıştım. Ah…dedim sonra, Ah! İşte Böyle böyle Büyüyorum Dedim Bir gündüz geliyor Bir gece… Gitti... Gidiyor... Gidecek... Neler geride kaldı ve daha neler gelecek… Büyürken geniş ufuklar hayal ediyorum. Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi öğreniyorum. Oysa… Denizlerle avunmayan bir martı cesareti lazım şimdi. Doğum günü mumlarını üfledi bugün Kırmızı Balık Kutlu olmadı Ama Her ne olursa olsun Doğum günleri kutlu olmalı O halde Kutlu Olsun …

Ah Kavaklar...

Bilirdim bu yakarış ı. Tabi o zamanlar hüzünlü bir şarkı ydı sadece kavaklar... Öğrenmiştim; bestesi Ermeni Onno Tunç 'a, hikayesi ise yangın yerinde canını vererek, yürekleri yangın yerine çeviren o güzelim ozan Metin Altıok 'a aitti. Dinlemiştim; o güzelim kadın Sezen Aksu 'nun sesinden. Sonra bir gün, kendi başıma çarşı ya gidebilecek kadar büyüdüğümde bende omzumda o kesik eli hissettim ilk kez. Durmadan yinelenen bütün acılarım o kesik elin kanamasıymış meğer. Kendi ayaklarım üzerinde durabilecek yaşa geldiğimde ise; bir yol u olmalı dedim. Bir yolu olmalı bu yarayı iyileştirmenin... Ardından aldım bütün acılarımı yanıma, gittim oturdum bir park a, kavak ağacının altında kitap oku maya başladım. Çünkü şuan kendi ayaklarım üzerinde yalnızca kitap okuyarak durabiliyordum. Birdenbire bedeni yanmış bir kuş düştü önüme; o anda anladım, yakıyorlardı kavak ağacını.  Zaten önceden avm yapacaklar diye duymuştum. Nereden geldiler anlamad...