Ana içeriğe atla

Gecenin içinden Geçenler...


Unutmak istedikçe seni; daha da çok kayboluyorum gözlerinde
ve artık sığmıyor sözcüklerim cümlelerime...
İstediklerini verseydim sana sevecektin beni
Ne yapmam gerek peki?
Alamıyorum seni...
 Sahte dünyandan söküp çıkartamıyorum
Ellerim küçük nefesim tükenmek üzere yetemiyorum sana...
Tahammül edemiyorum çiğnediklerine yok saydıklarına.
Sana yenilmeye dayanamıyorum artık...
İçinde biyerlerde saklanan benin farkındayım..
Ben'inide özlüyorum bu arada.
Ben hep düşünüyorum...
Soruyorum kendime
cevaplar hata üstüne hata 
Plansız hesapsız soluk soluğa...
Öyle yenilmişim ki sana
Her gidişinde daha da çok açıyorum kapılarımı
çok daha fazla özlüyorum kokunu artık...
Çocukluğuma sığınıyım diyorum
Bakıyorum orda da sen
İşte o an çaresizlik nedir anlıyorum iliklerime kadar...
Seni unuttukça eksiliyorum sanma
Unutmaya çabaladıkça büyüyorum
Alışıyorum nefesin olmadan nefes almaya 
ama yeterli değil inan yetemiyorum kendime..
bir sigara yakıyorum
Gökyüzüne bakıyorum Umutla..
Dönüp dolaşıp geleceği yer burası diyorum
Benim yanım
Bir aksam gelmiştin ya hani
Soğuktun ve korkak
Sana sarıldığımda bitmişti korkularım
Hadi yine yap unuturum ki herşeyi
Tekrar gitceğinden adım gibi emin olsamda bırakmam seni
Biraz nefes alırım bırakırım seni korkma
Bir kere ölmemek için saniyelik ölümlere ihtiyacım var..
oysa sen üşüyorsun yanımda
yüzün ellerin benim olan herşeyin çoktan gitmiş uzaklara
Sakın seni eksik sevdiğimden şüphelenme,
Zor gelsede sana bir kez sarıl ve bırakma...
(işte saçma sapan seni sayıklıyorum hala yoklugunun dehlizlerinde yüzüyorum kimseler bilmeden hadi bosver sen şimdi bunları mutlu umutlu ol yeni kokuların tenlerin yanında)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vicdan Hırkası

   Mutsuz uyandığım sabahlarda ne yapacağımı bilemezdim eskiden. Ya da mutsuzluğuma mutsuzluk katmak için uğraşırdı bütün nesneler ve sesler. Üstelik mutsuz olduğumun farkına bile varmazdım. Bu kez bu mutsuzluğu iliklerime kadar hissederek uyandım. Ciddiye almadım. Çünkü işaretler gönderiliyor bana bu ara.Neye ihtiyacım varsa karşıma çıkıyor. Bekledim.. Kapı çaldı. Evdeki inşaat işi için usta geldi. Zaman geçti biraz, sonra işini yaparken sohbete başladılar bizimkilerle. Konuşmanın bazı kısımlarına kulak misafiri olmak durumunda kaldım.  "Sabah 6 aksam 9 çalıştığından bahsetti."Ev kira, çocuklar okuyor ve hayat zor dedi."  Konuşmanın başka bir kısm ında ise "20 senedir evliyim.Eşim her sabah iki bardak çayımı ve kahvaltımı eksik etmedi." dedi.  Yoksulluğun ardındaki mutluluk. Gözlerini göremedim amcanın bu cümleyi söylerken ama ses tonu öyle gururluydu ki ! Kızı...Kızından bahsetti.Odamdaki kitapları görünce olsa gerek, " Onun okuması için her...

Mutlu Yıllar Kırmızı Balık

Bir zamanlar bende kendimi Bulunmaz Hint kumaşı sanırdım. Kaç metreydi ki benim yokluğum? Oysa ben benim yokluğumdan dünyaya Yalnızca bir elbise çıkar sanmıştım. Sonunda ben de alıştım. Ah…dedim sonra, Ah! İşte Böyle böyle Büyüyorum Dedim Bir gündüz geliyor Bir gece… Gitti... Gidiyor... Gidecek... Neler geride kaldı ve daha neler gelecek… Büyürken geniş ufuklar hayal ediyorum. Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi öğreniyorum. Oysa… Denizlerle avunmayan bir martı cesareti lazım şimdi. Doğum günü mumlarını üfledi bugün Kırmızı Balık Kutlu olmadı Ama Her ne olursa olsun Doğum günleri kutlu olmalı O halde Kutlu Olsun …

La fille sur le pont

    "kötü yollar yoktur, kötü rastlantılar vardır." Size bir film anlataca ğ ım. Hakkında saatlerce konu ş ulabilecek,sayfalarca yazı yazılabilecek, gerçek gibi ve bir o kadar masalsı bir film.    Fransız filmleriyle ilk tanı ş mam her genç kız gibi, Audrey Tautou yani nam-ı de ğ er Amélie sayesinde olmu ş tu ve sonra Fransız sinemasını sadece Amélie’den ve Alain D elon'dan ibaret sanmamak için o gün bugün hala izlemekten vazgeçemedim.  O dura ğ an halleri,  Fransızcanın  insanı alıp götürmesi,  mutlu  son, e ğ lendirme, sürükleyicilik gibi kaygılar ta ş ımaması,abartıdan uzak yalın  senaryolar  ve oyunculuklarda eklenince en sevdi ğ im filmleri yapan millet olup çıktılar.   İş te  s enaryosunu Serge Frydman ’in yazdığı,  yönetmenli ğ ini  Patrice Leconte ’nin yaptı ğ ı, 1999 yapımlı,  Vanessa Paradis( Adele)  ve  Daniel Auteuil (Gabor)  isimli fransiz oyuncular...